arkadasim-nasil-deist-oldu

Arkadaşım Nasıl Deist Oldu ? #1

Uzunca bir zamandır kaleme almak istediğim, “bir arkadaşımın“‘ın hayatına nihayet detaylıca inebilme fırsatını yakaladım. Daha doğrusu, fırsat yakalamaktan ziyade; artık bu yazı serisine başlamak istedim. Çünkü küçük sayılabilecek yaşına rağmen gerçekten ilgi çekici bir hayat hikayesi var. Her geçen gün de gelişmeye, geliştikçe ilginçleşmeye devam ediyor. Eğer bu yazıya ve yazıda anlatılanlara bir şans verirseniz, sizi de sürükleyebileceğine gerçekten inanmaktayım. Din veya siyasi görüşünüz her ne olursa olsun, her insanın okuyabileceği bir yazı serisi olacak. Ve özellikle belirtmek istiyorum ki; hayat hikayesindeki her şeyi apolitik bir şekilde anlatacağım, hak verme, eleştirme veya buna benzer şahsi yaklaşımlarım olmayacak.

Kendisinden bu yazı serisini hazırlamak için izin aldığımı belirtmek istiyorum. Hatta kendisi hakkında bilmediğim bazı hususlarda ona sıkça sorular sorarak, hayat hikayesini tamamen doğru bir şekilde aktaracağım. Lakin her ne kadar izin almış olsam da; hikaye içerisinde gerçek adı geçmeyecek. İlla isim kullanmam gereken yerler olursa, kısaca “Ç” diyeceğim.

**

Kendisiyle ilk karşılaştığımda henüz 16 yaşında bir çocuktu. Tam olarak büyümemiş, lise gömleğinin arkasını sırılsıklam yapacak kadar, okul bahçesinde top oynayan bir çocuk. İki çocuklu, orta yollu bir ailenin küçük oğlu olarak dünyaya geldi. Apolitik bir aile içerisinde büyüdüğü için siyaset ile uzaktan yakından alakası yoktu. Onu tanıdığım ilk zamanlar ortak katıldığımız muhabbetlerin birçoğunda mevcut iktidarı destekleyen, koruyan hatta gözeten yaklaşımları olduğuna şahit olmuşluğum vardır. Amma ve lakin kesinlikle hiçbiri bir araştırma sonucu söylenmiş, bilgili, bilinçli sözler değildi. Çevreden duydukları ve etrafındaki insanların ona söyledikleri ile harmanlaşmış siyasi düşüncesini hiç şüphe duymadan dile getiriyor, içten içe bilgisizliğini hissetse de bu durumdan dolayı çekingenlik duymuyordu.

iki-cocuk

O zamanlar Ç.’nin bu özelliği fazlasıyla dikkatimi çekmekteydi. Zira o dönemler, benim biraz karmaşada olduğum, karışık dönemlerdi. Sosyalizm düşüncesinin temel ilkelerini benimsiyor, kendi çapımda ufak tefek araştırmalar yapıyordum. Haliyle benimle baştan sona kadar zıt da olsa Ç.’nin diğer çocuklara göre bu denli korkusuz ve cesaretli olması hoşuma gidiyordu. Ama siyasi konularda onunla ilk karşılaşmamız çok çok sonraki zamanlarda olacak, şimdi değil!

Not: Lise sıralarında siyaset konuşmak, fazlasıyla ürkütücüydü bizim dönemimizde. Maalesef ki; eğitim-siyaset ikilisinin korkusundan, mevcut düzendeki çocuklar kadar rahat konuşamıyorduk.

**

Tanışıklığımızın üzerinden 1 sene kadar bir süre geçtikten sonra, Ç.’de bazı değişimler olduğunu fark etmiştim. Eskiden kendi halinde, kendi derdinde olan Ç., artık daha aktif, araştıran, okuyan bir çocuk haline gelmişti. Belki okurken sizlere komik gelecek lakin; bu dediklerim tarihte 3 Temmuz şike operasyonunun olduğu dönemlere denk gelmekteydi. O operasyon ile beraber Ç.’nin düşünceleri ve yaşam tarzı büsbütün değişmeye başlamıştı.

Her ne kadar yazının başında apolitik de demiş olsam, çok ilgili olmasalar da; sağ düşünceli bir ailede yetişmiş, haliyle o duygular ile büyümüştü. Fakat çok ilginçtir ki; benim onu ilk tanıdığım zamanlardan beri andımız, saygı duruşu hatta ve hatta zaman zaman istiklal marşının okullarda mecburi olmasına tepkiliydi. Çünkü insanların tercih etmediği davranışlardan dolayı sınıflandırılmasını, birbirine düşürülmesini yanlış bulmaktaydı (en azından bana böyle söylüyordu).

Karakteristik olarak da çok farklı huyları vardı Ç.’nin. Hayatına yön vermesini sağlayan karakteristik özelliklerini oynamakta olduğu oyunlara dahi yansıtmaktaydı. En basitinden; ortak oynadığımız futbol oyunlarında dahi, biz hep güçlü takımları alırken o daima güçsüz seviyedeki takımları alıyor, güçlü hale getirmeye çalışıyordu. O zamanlar bu tutumu saçmalık gibi gelse de; şimdilerde bu tavırlarının bir nevi “mazlumun yanında olma” şeklinde yorumluyorum..

Her neyse, ne demiştik ? 3 Temmuz şike operasyonu ile beraber Ç.’nin düşünceleri ve yaşam tarzı büsbütün değişmeye başladı!

Onun deyimiyle “uyandığı dönemler” oldu, o dönemler. Koyu Fenerbahçeli olan Ç., şike operasyonun iktidar veya iktidara yakın oluşumlar tarafından yapılan bir kumpas olduğunu düşünmekteydi. Ve bu düşüncesi onu, aslında kendisini bildiğinden beri savunduğu bir grup ile ilk kez fikri anlamda karşı karşıya getirmişti. Durumun böyle olmasına rağmen kendisi bu konudan ötürü endişe duymuyordu. Ve bu operasyon, kendi içinde iktidara karşı bir öfke oluşturmasını sağladı.

Lenin

Konu hakkında görüştüğü bir tanıdığının Messenger avatarında gördüğü Lenin fotoğrafı ile ise artık onun için dönülmez bir yolun başlangıcı olmuştu. O yaşına kadar hiçbir zaman siyasi kökenli bir konuyu irdelemeyen Ç., gördüğü Lenin fotoğrafının merakıyla araştırmaya, sorgulamaya başladı. Başta “Kim bu adam ?” sorusuyla başlayan bu yolculuk, onun çok ama çok derin bir şekilde değişeceği süreci başlatan ikinci aşamaydı.

**

Araştırdıkça, öğrendi. Kendisi hakkında, kendisinin dahi şaştığı gerçeklerin birbir ortaya çıkması kolay kabul edilebilir bir durum değildi. Şöyle ki; kendisini bildiği günden beri; asla koyu milliyetçi bir insan olmamıştı, daima paylaşmayı severdi, tırnak içerisinde kolektifçiydi. Araştırmaları sonucunda öğrendiği bilgiler şunu gösteriyordu ki; bunlar aslında sosyalizmin temel şartlarıydı (bu bölümü yazarken, kendisi tarafından bilgilendirildim).

Bu durumun ortaya çıkması ile, onun hayatında bugüne kadar belki de kelimesi dahi geçmemiş olan “sosyalizm” kavramı ile tanıştı. Bu tanışıklık beraberinde; ilk olarak Wikipedia araştırmalarını, sonrasında ise Huberman’ın “Sosyalizmin Alfabesi” adlı kitabını okuyarak bilgiler edinmesini getirdi. Fakat sık sık belirttiğimiz gibi; bugüne dek bu tip konular ile gram alakası olmayan Ç., yaptıklarından çekiniyor, araştırmalarını ve öğrendiklerini en yakınlarından bile gizliyordu. Zira böyle şeyler, o yaşına kadar ona “vatan hainliği” şeklinde lanse edilmişti. Hatta ve hatta “dinsizlik” şeklinde yorumlar dahi okumuştu. Aslında endişelerini bir nevi yok eden şey de bu yorumlardı. Çünkü o kendi içerisinde ne kadar iyi bir Müslüman olduğunu, gayet iyi biliyordu. Yavaş yavaş her şeyden şüphe duymaya başlarken, şüphe duymadığı tek şey çok çok iyi bir Müslüman olmasıydı. Lakin yine de; sosyalizm için kullanılan “vatan hainliği“, “dinsizlik” gibi söylemler, o yaşta bir çocuk için ciddi manada ürkütücüydü!

tek-adam

Öğrendikçe daha da merak saran Ç.’nin bir sonraki durağı; Lenin için çekilmiş olan “Sosyalizmin Kızıl Şafağı” adlı belgesel oldu.

Öğrendiği bunca yeni şeyin, onun için çokça mantıklı olduğunu düşünmeye başladığı an ise; artık yepyeni bir yolun başlangıcının son aşamasıydı. Ç., artık kendi arkadaş çevresini değiştirerek, sosyalist arkadaşlar edinmeye başlamıştı…

DEVAM EDECEK

  5 Yorum

  1. Nano hair   •  

    Paylaşımınız için çok teşekkür ederim

  2. Solaryum Cihazı   •  

    Paylaşımınız çok güzel ve anlamlı olmuş. Ellerinize sağlık böyle bir yazıyı bizler ile paylaştığınız için teşekkür ederim..

  3. Ufuk   •  

    Dünya farklı beyinlerce, farklı yorumlanan fani bir ortam. Herkes dilediğine inanmalıdır kanımca. İnsanoğlu hayatı istediği gibi yorumlasın varsın. Hakkıdır.

  4. e-vren ;)   •  

    Devam etsin… Anlatımın çok keyifli

    • Burak   •     Yazar

      Teşekkür ederim Evren hocam, devam edecek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir