Bartın Yönetim Bilişim Zirvesindeydim! #EniyiBlogBurakoli

Aylardan beri beklemekte olduğumuz Bartın – Yönetim Bilişim Zirvesi nihayet gerçekleşti. 2 Mayıs’ta başlayan etkinlik, 3 Mayıs saat 17.00 civarında iken bitti. Lakin etkinlikle beraber biz de bittik diyebilirim. Sizlere şuan bu yazıyı yazarken dahi, yorgunluktan öldüğümü belirtmek isterim. He bir de dönüş yolunda yaptığımız ve şans eseri zarar görmeden atlattığımız kaza var tabii ki!

İstanbul > Bartın

Bizim sınıftan sekiz arkadaşla beraber gittiğimiz için heyecan hayli fazlaydı. Sonuç olarak eğitim gereği de olsa; beraber yaptığımız en güzel yolculuklardan biri olacaktı bu. Bileti 00.20 arabasına aldığımız için akşam 19.30 gibi Halil Barış Duman adlı arkadaşım beni evden aldı ve diğerleri ile buluşmak üzere İstanbul – Şişli’nin güzide alışveriş merkezlerinden Trump Towers’a doğru yola çıktık.

Evden çıkmadan önce çektiğim selfie.

Evden çıkmadan önce çektiğim selfie.

Yol epey uzun süreceğinden ötürü öncesinde bir yemek yememiz kesinlikle gerekmekteydi. Tabii ki aklın yolu bir deyip istikameti Burger King’e çevirdik. Sağda solda insanların “oğlum o tıkıyor ya, başka bir numarası yok!” diye eleştirmesine karşın, ısrarla beni en çok doyuran fast food olduğunu iddia etmekteyim.

Her neyse.. Bizim çocuklar ile beraber oturup bir güzel yemeğimizi yedikten sonra bir sakatlık çıkmasın diye erkenden (saat 21.00 falandı) Esenler’e doğru yola çıktık.

1 Mayıs olduğundan ulaşım çok sıkıntılıydı İstanbul’da.

Otogara sıkıntı yaşamadan fazlasıyla erken geldiğimiz için kendimize uğraş bulmamız gerekmekteydi ve alternatifler oldukça kısıtlıydı. Biz de ekipçe bildiğimiz en iyi oyunu oynamaya karar verdik ve rotayı kahvehaneye çevirdik. Bilişim zirvesine giden sekiz cesur yürek kendini birden batak masasında buldu, hayli de zevkliydi!

Oyunu kazanan Hüseyin Solmaz - Ekin Bayram takımına tebrikler.

Oyunu kazanan Hüseyin Solmaz – Ekin Bayram takımına tebrikler.

Batak bittikten sonra kahvehaneden kalkıp otogara doğru tekrar yürümeye başladık ve insani ihtiyaçlarımızı giderme sürecimizin ardından otobüste arkayı dörtledik. Heyecanımız sebebiyle her şey çok keyifliydi ve gırgır şamata biner binmez başladı.

Tehlikeler bir arada.

Tehlikeler bir arada.

Yaklaşık 1-2 saat kadar falan gittikten sonra, yıllardır ülkemizde hizmet vermekte olan Metro Turizm‘in güzide aracının lastiği patladı ve yolda kaldık. “Neyse olur böyle şeyler” deyip büyütmeden sorunun hallolmasını bekledik ve ardından yola devam ettik.

Verilen molaların ardından biraz istirahat etmeye karar verdim ve yaklaşık 1-2 saat kadar uyudum. Kalktığımda sabah olmuştu ve Bartın’a 30-40 dakikalık bir yol kalmıştı.

Böyle bir sis olamaz!

Böyle bir sis olamaz!

Derken nihayet Bartın Otogara vardık ve orada geçirdiğimiz süre boyunca bize rehberlik eden, her türlü kahrımızı çeken Enes Yılmaz kardeşim ile buluştuk. Topluca yapılan bir sabah kahvaltısının ardından zirvenin yapılacağı Bartın Kültür Merkezi‘ne geçtik.

Zirvede İlk Gün!

Üzerimizde kesinlikle inanılmaz bir yorgunluk vardı. Bu durumu fazla eleştirmek istememekle beraber (oradaki zirve yöneticilerine de ilettim); zirve saatlerinin yanlış ayarlanmasına bağlıyorum. Sanki gelen ekiplere kalacakları yerlerde birkaç saat dinlenme imkanı verilse daha hoş olurdu.

Semih Sevilen zirvede yorgunluktan uyuyakalmış. :)

Semih Sevilen zirvede yorgunluktan uyuyakalmış.

Neyse.. Bizim için yorgunluk falan mühim değildi çünkü deli gibi heyecanlıydık. Sonuç olarak hem zirveye gelmenin heyecanı, hem de benim “En iyi Blog” ödülü için aday olmamın heyecanı vardı içimizde.

Derken zirve başladı ve ilk günün konuşmacıları bir bir sahneye çıkmaya başladı.

Açık konuşmak gerekirse elimden geldiğince, en iyi şekilde dinlemeye çalıştım hepsini. Lakin zaman zaman sunumdan koptuğum anlar oldu, zira uykusuzluk sorununu çözmek hakikaten çok zor oldu. Bu durumu halledebilmek için 2 kahve, 1’de Redbull içtim.

Bilgi aktarımı açısından verimli geçen ilk günün ardından son olarak sıra heyecanla beklediğimiz “Blog Ödülleri“‘ne geldi.

“En iyi Blog” Ödülü Nasıl Kazanıldı ?

Yakın arkadaşım Alperen Korkmaz sayesinde öğrendiğim yarışmaya, öğrendiğim günün gecesinde hiç düşünmeden katılmıştım. Katıldığım günden, ödülü aldığım güne dek inanılmaz bir hırs içinde blog ile ilgilenmeye devam ettim. Hiç yalan söylemeye gerek yok; birinciliğe kafayı acayip takmıştım.

Neyse derken günler su gibi akıp geçti ve zirve günü geldi. Zirvenin olduğu mekana girdiğimiz andan, birincinin açıklandığı ana kadar Ercan Salman bana devamlı olarak birinci olamadığımı ve bu durumdan dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Ercan’dan bunları duyana kadar kendime inanılmaz güveniyor, birincilik için en büyük aday olduğumu düşünüyordum. Çünkü katıldığım günden itibaren gerçekten tüm kriterleri yerine getirecek bir yazar performansı sergilemiştim.

İster istemez Bartın etkinliğinin ekip başkanı olan Ercan’ın sözleri karşısında güvenim kırılmıştı. Ve yalan yok “ulan bari ikinci olabilsek” tribine girmiştim. Adam resmen birincinin açıklandığı ana kadar bana “olamayacaksın olamayacaksın olamayacaksın” deyip durdu. Hatta ve hatta beni zirvede gördüğü her köşe bucakta, yanıma gelip “üzülme kardeşim, birinci gerçekten çok ciddi bir rakipti” falan deyip imalı gülüşler attı.

Tabii bunlar olurken bana moral veren ve birinciliği kesinlikle hak ettiğimi söyleyen Halit Tütüncü kardeşime de sonsuz sevgi ve selamlarımı iletiyorum. Eğer Halit’de olmasaydı zirvenin ardından psikologa falan gidebilirdim zira Ercan’la Enes Emen öyle bir işlediler ki; darmaduman olmuştum “Blog Ödülleri” saati gelene kadar.

Derken o saat geldi ve adını bilmediğim bayan arkadaş sıralamayı açıklamaya başladı. Üçüncü açıklandıktan sonra öyle bir heyecan yaptım ki; az kalsın ölecektim. Zira ikinci olmadığım halde birinciliğim kesinleşiyordu.

Böyle bir ruh hali içerisinde iken o adını bilmediğim fakat hayatım boyunca unutmayacağım bayan arkadaş ikinciyi tak diye açıkladı. İkinci değildim…

O an Alperen ile göz göze geldik ve bir anda istemsiz bir şekilde yumruk tokuşturduk. Ve yine o bayan arkadaş çok geçmeden “En iyi Blog ödülünü kazanan Nişantaşı Üniversitesi öğrencisi Burak Güngör” tarzında bir cümle ile birinciliğimi açıkladı.

Abartısız söylüyorum bugüne kadarki yaşantım boyunca en mutlu olduğum andı. Daha önce iki sene üst üste okul başkanı seçildiğimde de inanılmaz bir sevinç duymuştum ama bu çok başka bir şeydi. Bir bilişim zirvesinde “En iyi Blog” ödülünü alabilmek çok gurur verici bir şeydi.

Ödülü Nasıl Kutladık?

Birinciliğin ardından inanılmaz bir şekilde mutlu olmuştuk. Sonuç olarak bireysel bir ödül olmasına karşın arkadaşlarımın beni bu denli desteklemesi fazlasıyla hoşuma gitmişti. Sahneden inerken onları işaret etmemle teşekkürümü elimden geldiğince etmeye çalışsam da akşam da ortak bir şeyler yapmalıydık.

Ve biz bu “bir şey“‘i yaramazlık yapmak olarak biçimlendirdik. Sabaha karşı 03.00’e kadar Amasra’nın her türlü yerini “güzel güzel” gezip, zafer sarhoşu olduk Sonra da kalacağımız yere gidip bir hayli yorgun şekilde, sabaha kadar uyuduk.

Zirvede İkinci Gün

Gece yaptığımız yaramazlığın ardından haliyle sabah çok yorgun uyandık. Bartın Üniversitesi tarafından tutulan otobüsü kaçırıp, yaptığımız kahvaltının ardından minibüs ile zirveye kendimiz geçiş yaptık. Bu süreçte bize yol yordam gösteren Enes Yılmaz ve Enes Sarıtaç‘a ayrıca teşekkür ediyorum yoksa kültür merkezini bulmamız epey zor olabilirdi.

11198650_767939926634613_1705881051_n

Gecikmeli olarak girdiğimiz zirvenin ikinci günü, birinciye nazaran çok daha hareketli ve güzel geçti. İlk gün eksik olan izleyici katkısı, ikinci gün bir hayli fazlalaştı ve öğrenciler ile devamlı olarak sohbet edildi. Öğrencilerin sunuma olan konsantrasyonunu koruyabilmek adına bence çok önemli bir şeydi bu.

Hadi Ölümsüzleştirelim!

Not: Selfie çekileceğiz diye sözleşip unuttuğumuz Ercan Salman, Enes Emen ve nice dostlara selam olsun. Bir sonraki zirvede unutmayız inşallah!

Zirve Dönüşü ve Kaza

Zirvenin bitmesinin ardından tüm üniversiteler çabucak dağılmış olsa da biz, biletlerimizin 23.20 için kesilmiş olması sebebiyle, ekiple beraber kalıp taşıma işlerine yardımcı olduk. Tüm işlerin bitmesinin ardından ise ekipten birkaç kişi (başta Osman Yılmaz ve Enes Yılmaz’a sevgiler) ile Bartın Merkeze yürüdük. Merkeze geldiğimizde ise onlarla da vedalaşıp Domino’s’a uğradık. Güzel bir yemeğin ardından ise Metro’nun şubesine doğru yola koyulduk.

Otobüs saati gelene kadar Bartın’da bulunan bir kahvehanede geçirilen anlamsız saatlerin ardından, otobüse binmek üzere Metro’nun servisi ile otogara geçtik. Zar zor yetiştiğimiz için hemen otobüse binip yolculuğa başladık.

Uyuduğum için zaman su gibi gelip geçti ve saat yanılmıyorsam 06.00 civarında başıma aldığım darbe ile uyandım. Gözlerimi açtığımda başım iki koltuğun arasına girmişti ve otobüsten çığlık sesleri yükseliyordu. Henüz tam olarak ne olup bittiğini algılayamadığım için başımı zar zor kurtarıp, doğruldum. Yanımda oturan sınıf arkadaşlarımdan Hüseyin ve Ekin “lütfen sakin olalım lütfen” diye bağırıp duruyorlardı. Kaza yaptığımızı anlamıştım çünkü araba bir sağ şeride geçiyordu bir sol şeride, kontrol falan kalmamıştı. Hani o an bir viyadükte de olabilirsiniz, bir uçurumda da sağ sol hiçbir yer gözükmediği için epey kötü bir andı, hem şahsım hem otobüstekiler için. Derken otobüs bir şekilde durduruldu (kim durdurdu bilmiyorum ama şoför olduğunu sanmıyorum) ve yolcular aşağı indi. Aşağı inip rüzgarı yediğimde ister istemez daha bir ayıldım ve olayın etkisini buram buram hissettim.

Olay yerinde bir 40 dakika kadar bekledikten sonra ambulans geldi ve 5-10 dakika sonra da 4-5 kişi duran bir Metro otobüsüne bindirildik. Biz gittikten sonra neler oldu, neler yaşandı bilmiyorum lakin biz oradayken muavin bayağı kötü durumdaydı, şoför ise otobüs içerisinde sıkışmıştı.

Şimdi buradan nereye geleceğim.. Daha biz Bartın’dan hareket etmeden önce dışarıda bekleyen bir arkadaş bize şoförün Bartın’a gelirken kaza yaptığını, ceza ile ilgili bir şeylerle uğraştığını söylemişti. Yol boyunca da devamlı olarak tehlikeli hareketler sergileyip, yolcuları endişelendirmiş, bazı yolcular şoförü devamlı olarak uyarmak zorunda kalmış (uyanık kalan bir arkadaş söylüyor bunları). Neticesinde de kaza oldu zaten.

Bugün eve gelip, dinlendikten sonra yaptığım araştırma ile Metro’nun son zamanlarda yaptığı kazalar ile nam saldığını öğrendim. Bundan sonra 10 dakikalık bir yolculuk için bile Metro’yu tercih edersem ne olayım! Kimseye de tavsiye etmiyorum.

Kaza sebebiyle kendi arkadaşlarımızdan bazıları dahi geçmiş olsun demezken, henüz birkaç gündür tanışıyor olduğumuz zirveden dostlar adeta telefon yağmuruna tuttular. Onlara da buradan tüm içtenliğimle ayrıca teşekkür ediyor, ve selamlarımı gönderiyorum.

Özel Teşekkürler

  • Ercan Salman
  • Enes Emen
  • Enes Yılmaz
  • Enes Sarıtaç
  • Osman Yılmaz
  • Esra İmre
  • Halit Tütüncü
  • Kerem Arslan
  • Enes Sarıtaç

‘a zirve öncesi, zirve esnası ve zirve sonrası gösterdikleri özel ilgi ve ve alakadan ötürü çokça teşekkür ederim. Bunların yanı sıra zirve esnasında ve sonrasında muhabbet ettiğimiz fakat adını hatırlayamadığım tüm dostlara da teşekkürlerimi iletiyorum. Her şeyiyle fazlasıyla güzel ve faydalı bir ortam vardı. Bana kalırsa oraya katılan herkese “iyi ki gelmişiz” dedirtebildiniz.

Ayrıca oradaki masraflarımızı elinden geldiğince üstlenen, bizi oraya gitmemiz için fazlasıyla teşvik eden okulumuza sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz. Nişantaşı Üniversitesi öğrencileri olarak, okulumuzu Bartın’da oldukça iyi şekilde temsil ettiğimizi düşünmekteyim. Zirvede yapılan tek yarışmayı; birinci olarak tamamlayıp, onca okul arasından “Birinci Nişantaşı Üniversitesinden ..” şeklinde başlayan o cümleyi kurdurduk ve bunun için hem kendimiz hem okulumuz adına fazlasıyla gururluyuz.

Her şey için emeği geçen; başta Nişantaşı Üniversitesi olmak üzere tüm ilgili dostlara tekrardan teşekkür ederek yazımı sonlandırıyor. Seneye Beykent Üniversitesinde düzenlenecek olan 3. Yönetim Bilişim Zirvesini heyecanla beklediğimi bilmenizi istiyorum.


Ekstra: Eve geldiğimde onu terk ettiğimi düşünüp bana gün boyunca trip atan kedim Alex’e kendimi nasıl affettireceğim, bu da büyük bir soru işareti.

Ben evde eşyalarımı toplarken Alex.

Ben evde eşyalarımı toplarken Alex.

  12 Yorum

  1. Resul   •  

    Dostum tebrik ederim ödülünü. Büyük geçmiş olsun ayrıca, Metro Turizm ile yolculuk yapılmayacağını ben çok net anlamış birisiyim. Her defasında bir problem yaşıyorum, belki bu sefer düzelmiştir diye hep tekrar tercih ediyorum ama her zaman pişman ediyorlar beni. 26 Nisan’da ki bir Tweet’im bknz: https://twitter.com/luserz/status/592240791466221569

    • Burak   •     Yazar

      Bir daha asla zaten kardeşim. Bu arada çok teşekkür ederim.

  2. gül akbulut   •  

    Kendime blog açmaya uğraşırken, blog ödüllerinin birincisinin bloğunu karıştırayım dedim ve gerçekten bu ödülü hak etmiş olduğunu düşünüyorum ilk okuduğum Zirve yazınla beraber. Tekrar geçirdiğiniz kazadan ötürü geçmiş olsun diyorum ve ödül için tebrik ediyorum

    • Burak   •     Yazar

      Çok teşekkür ederim.

  3. Lacivert   •  

    Lan oğlum o giderkenki lastik patlama olayından anlamadınız mı Metro ile geri dönülmeyeceğini? Bu arada ödülün için tebrikler, kaza için geçmiş olsun, eğlenmene ve bu eğlenceni bizle paylaşmana sevindim.

    P.S. Alex’i görmeden bir yazıyı bitireceğimiz günlere hep beraber inş.

    • Burak   •     Yazar

      Teşekkür ederim kardo. Alex bu blog’un olmazsa olmazıdır.

  4. Burak   •  

    Tebrikler! Hak edilen birinciliğe yakışan yine güzel bir makale olmuş. Bu tarz yarışmalarda darısı benim ve böylecesine istekli olanların ve çalışanların başına Başarılarının devamını diliyorum…

    • Burak   •     Yazar

      Çok teşekkür ederim.

  5. Ufuk   •  

    Bu blogda okuduğum en güzel yazıydı şüphesiz. Ayrıntılar, görseller her şey harika. Bizi tam da yaşadığın şeyleri hissettirmek için epey motive edici. Tebrikler Burakoli! Bu arada diğer adayları merak etmedim değil?!

    • Burak   •     Yazar

      Teşekkür ederim kardeşim. İlaveten diğer siteler şuan aklımda değil, bulabilirsem yazarım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir