kelebegin-ruyasi

İzledim: Kelebeğin Rüyası

Bazı filmler vardır; varlığından haberdarımdır, izlemeyi çok isterim fakat izlemek bir türlü nasip olmaz. Bazen benim üşengeçliğim, erteleme hastalığım sebep olur bu duruma bazense gerçekten izleyecek vakit bulamamam. Bu kategoride, son iki yıldır kafaya oynayan filmlerden biri ise bu geceye kadar “Kelebeğin Rüyası” idi. Hani şu baş rollerinde Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat, Yılmaz Erdoğan gibi birbirinden kaliteli isimlerin oynadığı film, bildiniz mi ?

Film ilk çıktığı zamanlar sosyal medya üzerinde baya bir konuşulduğu için herhalde film hakkında herkesin bildiği bir şeyler vardır. Lakin ben yine de konusunu şöyle bir özet geçmek isterim, izniniz ile.

Türkiye’de yanı başımızda Zonguldak’ta geçen, gerçek bir hikayeyi anlatıyor film. Zonguldak’ta yaşayan iki genç şair; Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yaşadıkları madenci kentinde onca zorluğa rağmen şiirle ilgilenmektedirler. Şiire olan sevdaları yüzünden başlarına tonla bela gelen ikili, aynı zamanda dönemin vebası olarak bilinen verem hastalığı ile mücadele etmektedirler. Belediye başkanının kızı Suzan’ın Zonguldak’a gelmesi ile birlikte, ikilinin hayatları tamamıyla değişecektir…

Yönetmenliğini ve senaristliğini Yılmaz Erdoğan’ın üstlendiği filmin yapımcılığı yine BKM’ye ait. Çekimler Zonguldak ve İstanbul’da gerçekleştirilen yapım aynı zamanda Zonguldaklı madencilerin de öyküsüne değiniyor. Oyuncu kadrosunda Erdoğan’ın yanı sıra Mert Fırat, Kıvanç Tatlıtuğ, Belçim Bilgin, Taner Birsel, Ahmet Mümtaz Taylan gibi genç-usta pek çok isim de yer alıyor.

Filmde özellikle Kıvanç Tatlıtuğ’un oyunculuğunu çok beğendiğimi söylemek istiyorum. Daha önce Aşk-ı Memnu, Ezel, Kuzey Güney gibi yapımlarda sürekli farklı rollere bürünebildiğini ve oyunculuğunu daima geliştirdiğini görmüş olmama rağmen; Kelebeğin Rüyasında gerçekten zirve yaptığını gördüm. Film çıktıktan sonra Tatlıtuğ hakkında, bu ve buna benzer yorum yapanların ne kadar haklı olduklarını, şimdi çok daha iyi anlıyorum.

Sizlere film hakkında önerebileceğim tek şey; sevgilinizle beraber izlemeniz olacaktır (eğer varsa tabi, yaranıza tuz basmayayım). Zira film öyle duygusal bir atmosfer yaratıyor ki; bu atmosferin dağılmaması açısından yanınızda hislerinizin kaybolmasını engelleyecek birinin olması gerek. Hem ne demiş üstat ? “En güzelinin bile bir şiirlik canı var.”

Özetle; filmi mutlaka izlemenizi öneriyor, daha fazla vakit kaybetmeyin diyorum…

Fragman

  3 Yorum

  1. Sohbet   •  

    Çok sacma geldi bana. İki veremli kişi yazarlık yapmaya calışması falan. hastalık deyilde hareketler yapılan şeyler sacma

  2. Gökhan   •  

    Bende izledim ama ben çok beğenmedim

    • Burak   •     Yazar

      Çekim kalitesi haricinde “inanılmaz” denilebilecek pek fazla şeyi yok zaten filmin. Lakin şiir dünyasını çok fazla sevdiğim için içerisinde yer alan hava beni çok etkiledi. Özellikle şiir okunan bölümler mükemmeldi bence. Tabii ki zevkler ve renkler değişiklik gösterebilir hocam.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir