Spartacus

Spartacus’ü Tekrar Bitirdim

Hayatım boyunca izlediğim pek çok dizi olmasına rağmen, “beni çok etkiledi, asla unutmam” diyebileceğim sadece üç dizi var. Birkaç sene önce çekilen ve baş rollerini Kenan İmirzalıoğlu, Tuncel Kurtiz, Barış Falay gibi oyunculuklarını inanılmaz beğendiğim insanların oynadıkları Ezel dizisi, yabancı yapımı olan Prison Break ile bu konuda başı çekerken; diğeri başlıktan da anlayabileceğiniz üzere; Starz yapımı olan Spartacus dizisidir.

Aslında yerli diziler ile ilgili haberleri çok sık takip etsem de yeni çıkan yabancı diziler ile pek ilgilenmem. Ergenlik dönemimde herkesle aynı zamanda başladığım Lost hariç hiçbir yabancı diziye çıktığı gibi başlamadım. Örneğin; Spartacus’e yanlış hatırlamıyorsam dizi üçüncü sezonuna girerken (ara sezonla birlikte) başlamıştım. Öte yandan Prison Break’e yıllar yıllar sonra 2013’ün yaz aylarında başlamış, 3 haftada bitirmiştim. Buradan şu sonuca çıkacağım; bir yabancı diziye, gerçekten ilgimi çekmedikçe “aaa bu popülermiş, izleyelim bakalım” mantığı ile asla başlamadım.

İlk izlemeye başladığım günleri net olarak hatırlamamakla beraber; yakın arkadaşım olan Deniz Koçer‘in ısrarla önerdiğini hayal meyal hatırlıyorum. Tarihe ilgili olduğumu bildiği için bir gün çayımızı yudumlarken; “başla kardeşim, süper dizi” türünden cümleler sarf etmiş, bana başlama fikrini zorla enjekte etmişti. Tabi ben öyle iki kuru lafa kanmayacağım için dizi ile alakalı birkaç fragman izlemiş, baya da bir yorum okumuştum. Derken ister istemez birinci bölümün içerisinde bulmuştum kendimi. İşte Spartacus’e başlama hikayem aşağı yukarı, hatırladıklarım ile böyleydi.

Andy Whitfield’ın müthiş oyunculuğu ile bağımlısı olduğum Spartacus dizisinin ilk sezonunu birkaç gün içerisinde bitirmiştim. Ki zaten benim böyle bir huyum vardır; eğer bir diziyi seversem gün içerisinde arka arkaya 5-6 bölüm birden izlerim. Neyse işte.. Az çok diziyi takip edenlerin bileceği üzere; ilk sezonun ardından Andy, kanser tedavisi görmeye başlamış ve maalesef ki kansere yenik düşmüştü. Andy’nin sergilediği müthiş oyunculuktan sonra “kim gelirse gelsin, bundan sonra izlenmez” penceresinden bakıyordu diziye, izleyicilerin büyük bir bölümü. İnsanların bu pencereden baktığı dönemlerde, sürecin Starz açısından da kolay geçtiğini düşünmüyorum. Zira düşünsenize bir dizi ortaya çıkarıyorsunuz, kısa sürede inanılmaz tutuyor ve tam ikinci sezona başlayacakken başrol oyuncunuz ayrılmak zorunda kalıyor. Gerçekten inanılmaz zor bir durumda kalmışlardı, şimdi üzerinden seneler geçtiği için daha iyi anlayabiliyorum. Ki hakikaten dediğim gibi Andy’de öyle bir oynamıştı ki; ondan sonra gelecek kişinin işi epey zordu.

Böylesine zor dönemlerin ardından ikinci sezon çıkmasına birkaç ay kala Starz ekibi onca dedikodu ve haberden sonra Andy’nin yerine Liam McIntyre ile anlaştıklarını kesin olarak açıklamış, dizinin biteceği söylentilerine son vermişti. Bana göre tip ve fizik olarak Andy ile alakası olmayan bir tercih yapmışlardı ve hayli garipsemiştim o zamanlar. Zira böylesine durumlarda daha önce çok benzer tiplerin getirildiğine şahit olmuştum. O zamanlar şaşkınlıkla karşıladığım Starz’ın bu politikasını şimdilerde haklı buluyorum. Belki de benzer birini getirselerdi daima Andy’nin hatıraları altında ezilecek başarısız olacaktı. Zaten bu konuda doğruluğu kesin olmamakla beraber; yeni oyuncuya karar verileceği zamanlarda Andy’nin Starz ekibine Liam’ı önerdiği söylenmekteydi.

Öyleydi böyleydi derken; ikinci Spartacus Liam ile yeni sezonlar çekildi ve efsane dizi sona erdi. Peki neydi benim gözümde Spartacus’ü bu kadar efsane kılan ?

Öncelikle üzerine basa basa, vurgulaya vurgulaya belirtmem gerekir ki; muazzam bir oyuncu kadrosu vardı. Hani izlediğinizde diziyi yaşar gibi hissediyorsanız, o dizi gerçekten olmuş demektir ya; Spartacus tam o kalitede bir diziydi. İlk sezondan dizinin finaline kadar dizide var olan tüm karakterlerin ruh hallerini yaşıyor, onlar gibi düşünmeye, dizinin geleceğini tahmin etmeye çalışıyordum. Öte yandan dizi tarihi bir gerçeği yansıtmaktaydı yani senaryo baştan sonra bir insan tarafından kurgulanmamıştı. Bir zamanlar dünyanın öylesine acımasız ve gaddar olduğunu görmek bende ister istemez merak duygusu uyandırıyor, izledikçe izleyesim geliyordu. En önemlisi de; dizideki her olay tadında bırakılıyor asla cılkı çıkarılmıyordu. Bu olaya biz Türk dizilerinde çok dert yandığımız için Spartacus o dönemlerde bana adeta ilaç gibi gelmişti.

Yaklaşık üç-dört hafta önce de yine böyle evde sıkıntıdan patlarken, açıp tekrardan izlemeye başladım. Ve yine kısa sayılabilecek bir sürede bitirdim efsaneyi. Spartacus’ü, Crixus’u, sadık dostlar Agron ve Gannicus’u meğer ne kadar çok özlemişim! Sahiden bir Spartacus geçmiş dünya dizi sahnesinden.

İzleyenlerin beni çok iyi anladıklarını biliyor, izlemeyenlere de biran önce başlamalarını tavsiye ediyorum. Yazımı noktalarken de birkaç tane sevdiğim, aklımda kalan Spartacus repliğini şuraya köşeye bir yerlere sıkıştırıyorum.

  • “Roma bir gün yıkılacak fakat sen her zaman hatırlanacaksın.” Agron’dan Spartacus’e.
  • “Adalet mi ? Adalet diye bir şey yok, bu dünyada yok.” Spartacus
  • “Bu dünyadan özgür bir adam olarak gitmek kadar büyük bir zafer yoktur.” Spartacus

  4 Yorum

  1. Can   •  

    Sıralama bu şekilde mi?

    1-spartacus blood and sand

    sonra küçük bir ara sezon. Spartacus kanser tedavisi gördüğü için , geçmişi anlatan mini dizi spartacus ‘Gods of the arena’

    2-Spartacus vengeance

    3-spartacus war of the damned

    • Burak   •     Yazar

      Merhabalar Can hocam,

      1. Blood and Sand
      2. Gods of the Arena
      3. Vengeance
      4. War of the Damned

      sıralamasında çekildi dizi. Lakin bana kalırsa ilk olarak “Gods of the Arena”yı izleyin. Zira o sezon, dediğiniz gibi Andy, kanser tedavisi gördüğü için çekildi. Haliyle Spartacus’ten önceki Capua’yı anlatıyor. Eğer o ilk o sezonu izlerseniz, çok daha fazla zevk alırsınız. Öte yandan Spartacus ile olan olay akışı bozulmamış olur.

      İyi seyirler!

  2. Zafer Alaca   •  

    Tüm Spartacus serisini 4 kere izledim. Her izlemede insan ayrı bir keyif alıyor. Klasik düzenli seyrettiğim 5-6 dizi var. Bunları durmadan başa dönüp tekrar tekrar izliyorum. Belki vakit kaybı ama benim hoşuma gidiyor.

    • Burak   •     Yazar

      Bence kesinlikle vakit kaybı değil zira her izlediğimde, bir önceki izlemem de dikkatimden kaçan bir detayı fark ediyorum ben. Bu da ayrı bir güzellik katıyor olaya.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir