Yalnızlık Bazı İnsanların Kaderidir

Eğer bu yazıyı okumaya karar verdiysen, şöyle bir yaslan arkana ve iyice rahatla. Peşin peşin söyleyeyim, epey uzun olacak “okuyamam la ben uzun yazı” diyorsan, çık şimdiden zira bu yazı sana bir şey katmayacak. Öte yandan şunu da belirtmeliyim ki; yazmaya başladığım ilk günden bugüne kadar kaleme almış olduğum en sert üslupla yazılmış lakin buram buram samimiyet fışkıran değişik bir yazı olacak. Çok hevesliyim.. Çok öfkeliyim..

IMG_0572

Ben Kimim?

1994 yılının Eylül ayında doğmuş, şuanda aşağı yukarı veya tam olarak 21 yaşında olan bir insanım. Ailem çok zengin değil, “ortanın azıcık üstü” diye tanım yapılabilecek bir aile. Lakin sağ olsunlar kendimi bildim bileli bir isteğimi iki etmeyip, ellerinden geldiğince (bazen hatta çoğu zaman ellerinden gelenin fazlasını yaparak) bana her türlü imkanı sundular. Bu yaşıma kadar ailemde ciddi sayılabilecek huzursuzluk veya kavgaya şahit olmadım. Mutlu ve güzel bir çocukluk geçirdim. Zaman zaman sebepli veya sebepsiz tartışmalarına şahit olduğum aile bireylerimin bir kez olsun birbirlerine hakaret ettiklerine veya fiziki-psikolojik şiddette bulunduklarına şahit olmadım. Son derece karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörünün olduğu bir aile içerisinde büyüdüm. Üstelik öyle lise eğitimi Paris’te, üniversite eğitimini ise Londra’da almış iki bireyin çocuğu değilim. Annem ev hanımı, babam işçidir ve bundan inanılmaz gurur duyarım. Ben bir işçi adamın oğluyum ve ömrümün sonuna kadar da bunun bilincinde olacak, bundan gururla bahsedeceğim. Hani bazı şeyler orada burada eğitim almakla olmaz, insanın doğumundan gelen özelliklerdir. Bunun da son derece farkındayım..

Rahmetli dedemi çok severdim ben.. Ama hani böyle klasik dede-torun gibi düşünmeyin. Cidden çok başka bir bağ vardı aramızda. Zaten vefat ettiğinde psikolojik manada birçok şeyi yanında götürdü benden. Aynı annem babam gibi çok saygı duyulası bir hayatı olan, karakteriyle başlı başına idol olan bir insandı. Herhalde bu hayattaki en büyük şansım dedemdir, zira yaşantımın hiçbir evresinde kendime bir idol arayışında olmadım, onun varlığı sebebiyle. Öylesine örnek alıyor, öylesine derin izliyordum ki onu; bugün dahi birçok özelliğim ona benzer. En basitinden çabuk parlar, çabuk sönerim. Sevdiklerime inanılmaz bir bağlılık duyar, en sinirlendiğim anlarda dahi kalp kırmamaya özen gösteririm. Öte yandan olaylar karşısında çok detaylı düşünme ve 2-3 adım sonrasını dahi garantiye almadan hareket etmemeyi de ondan öğrendim. Özetle; bugün beni ben yapan, yakın çevremin beni tarif ederken belirteceği belli başlı özelliklerimin birçoğunu ondan edindim. Lakin gel gelelim yine de ondan öğreneceğim çok şey varken, erken bir kayıp yaşadık ama ne yapalım böyle olması gerekiyormuş.

Her neyse.. Dede konusuna daha fazla girersem çıkamayacağımı fark ettim o yüzden kesiyorum.. Zaten bahsetmem gereken noktalardan büyük bir titizlik ile bahsettim.

Tek çocuk olduğum için kendimi bildim bileli mutluluğu da, üzüntüyü de içimde yaşadım. Küçükken çoğunlukla yalnız oynadım, oyuncaklarımı konuştururken tek başıma konuşturdum. Oynadığım her oyunda beyin de bendim, senaryoyu yazan da, yöneten de, oynayan da.. Basit gibi gözükse de; tüm sorumlulukları üstlenmeye henüz küçük yaşta alışmıştım. İlk okulda başarılı bir öğrencilik dönemi geçirdim, sekizinci sınıfa kadar öğretmenlerimin gözdesi, ailemin gururu idim. Lakin internetin hayatıma girmesi ve dönem bakımından ergenliğin denk gelmesi sebebiyle sekizinci sınıf itibariyle düzenli bir düşüş başladı ve neticesinde özellikle belirleyici sınavlarda potansiyelimin çok çok altında kaldım.

burakoli-cocukluk

Çalışmayarak bir şey olmuyordu farkındaydım ama size tüm samimiyetimle söylüyorum nokta kadar ders çalışmıyordum (hala çalışmıyorum). Lisede ilk sene fena geçmedi, ki genelde öğrenciler birinci sınıfta çok sorun yaşar. İkinci sınıfta bilgisayar mühendisliği hayalleriyle sayısal seçtim. Fena da başlamadım aslında. Lakin dedemin geçirdiği kalp krizi, 1 ay yoğun bakımda bitkisel hayatta kalması, ailemin eve yalnızca eşya almak için uğraması falan derken kendi içimde bir kayboluşa sürüklendim ve neticesinde sene sonu eve berbat bir karne getirdim.

İstesem çalışıp, zayıfları verme ve sayısaldan devam edebilme şansına sahiptim. Ve emin olun yüzdeye vuracak olursam; bunu %80 başarırdım. Lakin hayat çizgimde yer alan en belirleyici hamleyi orada yaptım. Çok büyük bir sorumluluk alarak sınıf tekrarı yapmaya ve eşit ağırlığa geçmeye karar verdim. Sağ olsun ailem de kararıma saygı duyup, beni desteklediler. Sonrasında rahatlayan bir lise yaşantım oldu, pek zorluk çekmedim. Hatta son iki senemde arka arkaya okul başkanı oldum. Özetle; eğlenceli ve son derece güzel bir lise dönemi geçirdim.

Üniversite sınavına ilk girdiğimde ailecek planlarımız çok farklıydı ve bu farklı planlar doğrultusunda ilk sene tek tercih yaptım, tutmadı. Planların değişmesi (en hayırlısı buydu, şimdi fark ediyorum) sebebiyle ikinci sene daha farklı düşüncelerle girdiğim sınavda istediğim seviyede bir bölümü tutturdum. Lakin çok net şekilde belirtmek isterim ki; yine potansiyelimin çok çok altında bir puan yaparak, kendime büyük saygısızlık ettim.

Üniversite ve Beraberinde Gelen Değişiklikler

Üniversiteyi kazanmadan önce hayatım çok düzenli ve dengeliydi. Yaklaşık 4-5 yıldır devam eden bir ilişkim, beni seven arkadaşlarım, saygı duyulan, seviyeli bir yaşantım vardı. Derken geçen yaz tekrar hayatımın çizgisi değişmeye başladı. İlk olarak ilişkim bitti, beraberinde arkadaş ortamımda ciddi değişiklikler gerçekleşti. Ve özellikle kariyer bazında artık daha ciddi adımlar atmam gerektiğini fark edip, hayallerimi ufaktan projelendirmeye başladım. Sizlere iki üç kelime ile anlattığım bu süreçlerin birçoğu aşırı derecede sancılı ve psikolojik manada yorucu geçti.

Ve tabii ki; İstanbul’da yeni bir düzen, yeni ilişkiler ve yeni bir düşünce yapısı kazandım. Her neyse.. 2015 Ocak ayında radikal bir karar alarak 5-6 yıldır yazmakta olduğum blog’umu kapatıp, sıfırdan bir başlangıç yapmaya karar verdim. Bu benim için önemli bir adımdı zira eski blog’um varken de; camia içerisinde tanınan, bilinen bir isimdim. Fakat artık daha tecrübeli, daha ne yaptığını bilen ve daha azimli biri olduğum gerçeği de aşikardı. Neticesinde kurduğum ve şuanda bu yazıyı okumakta olduğunuz blog, beni yanıltmadı Mayıs ayında düzenlenen 2. Ulusal Yönetim Bilişim Zirvesinde “En iyi Blog” ödülüne layık görüldü. Benim için inanılmaz derecede mutluluk verici ve gelecek adına heyecanlandıran bir gelişmeydi.

Sonrasında kariyer bazında güzel gelişmeler birbirini takip etti ve hala da takip etmekte.

Yalnızlık Gerçeği Üzerine..

Doğduğumdan beri yalnız olduğum, uzunca bir süredir farkında olduğum bir gerçeklikti. Başlarda pek dert etmesem de özellikle ailemden uzaklaştıktan sonra can acıtan hatta bazen yatıp uzun uzun düşündüğüm bir konu haline geldi. Ve özellikle son zamanlarda hayat bazında içerisinde bulunduğum “loser“lık bu durumu daha da belirgin hale getirdi. Birçok konuda devamlı olarak şanssızlıklar yaşamam, hayatımda hiç yoktan dert edilecek pek çok gelişmenin yaşanması ve her şeyi inanılmaz umursama durumu beni düşünce bazında çok yordu. Ve maalesef bu süreçlerin birçoğunda yanımda birinin olmaması da en büyük şanssızlığımdı. Ki belki de ileride bu süreçleri yalnız geçirdiğim için şükredecek, beni güçlendirdiğinden söz edeceğim. Bunun da son derece farkındayım.

yalniz-adam

Lakin gel gelelim; artık kabul ettiğim en önemli gerçek; ben de kaderi yalnızlık olan adamlardan biriyim. Kariyer bazında nasıl başarılar elde edersem edeyim; iç dünyasında yalnız olan ve karşılaştığı tüm sorunları kendi içerisinde çözümlemeye çalışan bir insanım. Ve ne yazık ki; bazı insanlar, yalnızlığın beni yıkabileceğini düşünmekte. Onlara, o densiz ve son derece nankörlük duygusu ile yoğurulmuş insanlara buradan gülümsüyorum. Üzerinizde olan emeklerim sonuna kadar helal olsun lakin birçoğunuz beş kuruş etmeyecek insanlarsınız.

Darbe almanın, yaralanmanın ve hatta bazen ayağa kalkacak gücü kendinde bulamamanın hayatın bir gerçeği olduğunun farkındayım. Ne kadar vurursanız vurun, nereden indirmeye çalışırsanız çalışın, önüme kaç tane engel koyarsanız koyun diz çökmeyeceğim. Her darbede doğrulacak, her yaralanmada iyileşecek, her diz çökmemi istediğinizde ayağa kalkacağım. Üstelik bunların hepsini ben tek başıma yapacağım. Ağlasam da, yorulsam da, yıkılmama ramak da kalsa doğrulup dimdik bir şekilde yoluma devam edeceğim. Bütün bunları tek başına yapabilen mi daha güçlüdür yoksa yalnızlıktan it gibi tırsan mı?

Bundan sonra kimseye eyvallahım yok; kalmak isteyen kalır, gitmek isteyen de defolur gider. Bana öğretilen ve öğretilmeyip kendi edindiğim doğrularda ilerlemeye, çabalamaya, kazanmak istemeye devam edeceğim ve siz bunu değiştiremeyeceksiniz. Kıskançlığından kuduran, hayatımdaki her gelişmede içi içini yiyen, başarısızlığımı görmek için dua eden insanlar avucunuzu yalayacak, kurduğunuz kötü düşüncelerde boğulacaksınız.

Sizi arsız köpekler.. İnsanlık, adamlık ve şereften o kadar yoksunsunuz ki; size nefret dahi beslemiyorum.

Kendi bataklığınızda kalın, zira size uygun olan yer de orası…


Bende emekleri büyük olan başta rahmetli dedem ve anneanneme, canım anne ve babama, biricik teyzemlere ve eniştelerime bu yazı aracılığıyla çokça teşekkür ediyorum. Emeklerinizi asla unutmayacak ve sizi gururlandırmaya devam edeceğim.

Hatta durun isim de vereyim;

  • Muammer & Birsel Kahraman
  • Murat & Nuray Güngör
  • Burhanettin & İlknur Yılmaz
  • Esat & Şenay Uğur

ve adını belirtmediğim diğer güzel insanlar.

Bana olan inancınızı lütfen yitirmeyin, sizi seviyorum..

  4 Yorum

  1. Unknown   •  

    İnandığınız şeyleri bir gün en içtenlikle yeniden yaşamanız dileğiyle, bol yazılar

    • Burak   •     Yazar

      Çok teşekkürler.

  2. Unknown   •  

    Evet, bu gece oturup neredeyse tüm yazılarınızı okudum(daha çok kişisel olanlar) hiç de sıkılmadan ve ardından haliyle geç saatlerdeyiz uykum geldi ve yattım fakat olmadı aşırı etkilendim ki uyku tutmadı yorum yazmaya başladım. Hayatıma çok benzettiğim bir karakter vardı karşımda. Kitapta okuduğum kendime benzettigim hayali olandan değil birebir yaşayandı. Neden yazıyorum bilmiyorum anlık bir karardi ve dönmedim bundan. Iyi ki bu akşam denk geldim su an icimi huzurlu hissediyorum.hayata karşı tutumunuz benim için bir imreniştir. Hayatta bol gülücükler sizin olsun

    • Burak   •     Yazar

      Öncelikle çok teşekkür ederim. Emin olun; “iyi ki yazıyorum” dedirten yorumlardan bir tanesi oldu, bu yorumunuz. Yüzümüzdeki gülücükler sayesinde yaşıyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir