Ölüm ile Yaşam

Yaşam ile Ölüm Arasındaki İnce Çizgi

Yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgi” eminim bu sözü hayatınız boyunca milyon kez duymuşsunuzdur. Peki duyduğunuz o anların bir tanesinde bile sizin için bir şey ifade etti mi ? Veyahut nasıl bir anlam içerdiğini biliyor musunuz ? Mesela kafanızda neler canlanıyor o sözü duyduğunuzda, ne düşünüyorsunuz ?

Açık konuşmak gerekirse; düne kadar benim için hiçbir şey ifade etmeyen lakin devamlı olarak duyduğum bir sözden ibaretti. Sokakta, okulda, evde sürekli birilerinden duyuyor fakat zihnimde hiçbir şey canlandırmıyor idi. Sonuç olarak nedir ki; “yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgi” ? Ne canlandırabilir ki insan, zihninde; bir şey görüp, yaşamadan bu söz hakkında.

Dün gece saatlerinde Twitter’da zaman öldürürken, tesadüfen tanıdım Miklós Fehér‘i. Futbolla fazlasıyla içli dışlı olmama rağmen daha önce adını duymamıştım, duyduysam da hatırlamıyordum. “Dünya Futbolunun En Dramatik Olayları” adlı haber başlığının altında geçmekteydi adı, 1979 doğumlu Macar futbolcunun.

miklos-feher

Kendisi 20 Temmuz 1979’da Macaristan’da dünyaya gelmiş, kısa sürede tanınmış eski bir milli futbolcuydu. 25 Ocak 2004 tarihine kadar Macar futbolunun en çok umut bağladığı, genç hücum oyuncusuydu. Kendisininde oynamakta olduğu bir futbol maçının son anlarında, hayata gözlerini yummadan evvel; Portekiz liginin köklü kulüplerinden olan Benfica için ter dökmekteydi. Zorlu geçen maçın bitimine belkide saniyeler kala Fehér, rakibinin taç atışını kullanmasını engellediği için kendisine kart gösteren hakeme tebessüm etmiş ve hiç kimse ne olduğunu anlamadan yere yıkılmıştı. Saniyeler önce gördüğü karta gülümseyen Fehér, geçirdiği kalp krizi nedeniyle aniden yere yıkılmıştı. Henüz 24 yaşındaydı, geleceği çok parlaktı fakat olmadı.

Yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgiyi en iyi anlatan adamdır bu dünyada belki de Fehér. Artık benim için fazlasıyla anlamlı olan bu sözü, anlamlı kılan adamdır.

Not: Vefatından sonra Benfica kulübü, Fehér’in giymekte olduğu “29” numaralı formasını emekli etmiş ve ertesi sene kazanılan şampiyonluk, Fehér’e ithaf edilmiş.

  4 Yorum

  1. Gökhan   •  

    Çok güzel bir makale olmuş kaleminize sağlık

  2. Dizi İzle   •  

    Çok anlamlı ve gerekli bir makale. Futbol tarihinde yaşanan kötü olaylar hemen unutuluyor nedense.

    • Burak   •     Yazar

      Gündem o kadar çabuk değişiyor ki; bilhassa futbolda, normal karşılamak lazım bu durumu aslında.

  3. Burak   •     Yazar

    İlaveten; o sezon Benfica’nın en önemli futbolcusu olan Simao daha sonra Türkiye’de Beşiktaş’ta forma giymiştir. Aynı şekilde Manuel Fernandes’de sonradan yolu Türkiye’ye düşenlerden. O gün maçta olup, şuan hala Benfica’da forma giyen, sadece Luisão kaldı diye biliyorum (yanlış da biliyor olabilirim).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir