“Yine Gel”emiyorum!

Sadece iki kelime, bir insanın hayatında ne kadar yer kaplayabilir ki ? Ne kadar acıtabilir, ne kadar can yakabilir ? Sadece son derece basit gibi gözüken iki kelime, bir insana ne kadar şey ifade edebilir ki ? Normal bir insana az olabilecek iken, bana bir hayli! Sadece iki kelime, evet evet! Sadece iki kelime.. Yaklaşık 1 senedir hatırlandıkça uğruna göz yaşı dökülebilecek kadar çok şey ifade ediyor.

Bu dünyada görmeye alışık olmadığım masumiyete sahip olan bir insan vardı hayatımda. Çok değil, geçen sene bugünlere kadar. Çok büyük beklentileri yoktu hayattan, hiçbir zaman da olmamıştı. Çiçeklerle dolu bahçesi, balkonu ve birbirine sımsıkıya bağlı ailesi her şeyiydi. Çevresindekilere kendisini menfaatleriyle değil sevgisiyle bağlayan, dünyalar iyisi bir insandı.

İstanbul’a geldiğimi, çok istediği üniversiteye kayıt olduğumu, evleneceğim kadını göremedi. Çocuklarımı sevemedi. Ona ta 10-11 yaşındayken verdiğim sözleri tutma fırsatımı bana veremedi.

Rüyalar dışında onu geçen seneden beri hiç göremedim. Oysa ne sözler vermiştim ona ben çocuk yüreğimle.. “Sen merak etme. Ben bir büyüyeyim, kazandığım paralarla senin evinin duvarlarını düz yaptıracağım. Pütür pütür noktalar olmayacak. Sonra ııııı. Sana koskocaman televizyon alacağım. Çiçekler, arabalar alacağım!” bunları okuyorsan bana kızma kıymetlim, seni benden aldılar! Hiçbir şey benim kontrolümde olmadı ki! O hastanede tam 12 saat ameliyathaneden çıkmanı bekledim de çıkmana izin vermediler ki..

Seni benden, seni bizden aldılar kıymetlim. Seni bu dünyaya “çok iyi” gördüler, onca kötülüğün arasından söküp aldılar. Hiç unutamıyorum biliyor musun ? Son geceydi.. Bir telefon geldi ve telefondaki adam “yakınları aşağı gelsin, görüşmemiz gerek” dedi. O an gözümden bir damla yaş geldi, çünkü hissettim. Yanılmadım da.. “Birkaç saat içinde kaybedeceğiz, hazırlıklı olun. söylemesi ne kolay değil mi ? “Hazırlıklı olun”..

Elimizden bir şey gelmemesi o kadar kötüydü ki. Sapasağlam koşa koşa girdiğin o hastaneden, ne yapsalar çıkamamanı o kadar sindiremedim ki. Acısı da öfkesi de hala içimde be canımın içi. Ulan son sabah yanına geldiğimde “tamam beni gördün şimdi dershanene git” deyişini hatırladıkça, öyle kötü oluyorum ki. Güle eğlene girdiğin o ameliyattan bir daha çıkamaman beni öyle sinirlendiriyor ki. Sana her geldiğimde “yine gel oğlum” derdin, sana gelememek beni öyle öfkelendiriyor ki!

Lan bazen deliresim, ikidir yaşadığım bu olaya öyle isyan edesim geliyor ki; sana anlatamam.. Anlatamam.. Ama keşke anlatabilsem.. Keşke sadece bir “anlatamam” kelimesi bu kadar gerçek olmasa ama gerçekten anlatamam.. Seni de, kokunu da, yemeklerini de, çiçeklerini de, bana sataşmalarını da, imalı imalı gülüşlerini de çok özledim be kıymetlim. Dedeme selam söyle olur mu ?

birsel-kahraman-burakoli

Eindhoven Airport, Hollanda.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir